Beyaz Ev ve Çavuşoğlu’nun provokatif toplantısı…

TC Dışişleri Bakanı Mevlit Çavuşoğlu, Cumartesi günü KKTC’ye geldi. Pazar günü askeri bir tesiste TC Lefkoşa Büyükelçisi’nin belirlediği 22 adet sivil toplum örgütünü toplantıya çağırdı…

KKTC normal bir ülke olsa, hiçbir diplomatik değeri olmayan böyle bir girişim, anında iki ülke arasında kriz nedeni sayılabilirdi…

Ama bizde öyle bir şey mümkün değil…

Kardeş ülkenin Dışişleri Bakanı, artık buralarda doğrudan iş kotarıyor…

Buradaki idareyi devreden çıkarıyor, direkt iletişimi tercih ediyor…

Tabii davet yaparken de, Barolar Birliği, Mimar Odaları, Tabipler Birliği, Esnaf ve Zanaatkâr Odası gibi toplumda temsiliyet gücü yüksek örgütleri dışlıyor…

Yani, toplumda ayrımcılık ve ötekileştirme yapmaktan zerre kadar çekinmiyor…

Ama bu iç politikaya doğrudan müdahil olma girişiminin bir başka anlamı daha var…

Adam, KKTC’de yer kalmamış gibi, bu toplantıyı askeri gazino olan Beyaz Evde yapıyor…

1974’ten beri sivillerin giremediği, Akıncı’ya düzenlenmiş darbenin ilk fişeğinin atıldığı, gizli toplantılara ev sahipliği yapmış askeri bir tesiste…

***
2020’nin Ağustos ayıydı…

St. Hilarion kalesi yanında, Girne’yi ve kuzey sahillerini kuşbakışı gören Beyaz Ev, TC Lefkoşa Büyükelçisi’nin ev sahipliğinde, 6 tane UBP vekilini ağırladı. 

TC Büyükelçisi’nin sağında T.C’li general, solunda buradaki MİT görevlisi vardı…
“Biz burada Türkiye’yiz” tablosuydu bu…

UBP’li altı vekil, can kulağı ile masadaki Türkiye'yi dinlediler…

Büyükelçi, diplomat misyonunun çok ötesine geçerek iç siyasette taraf olmuştu…

Ersin Tatar Cumhurbaşkanı adayıydı ve bu altı vekil, Tatar’ı destekleme konusunda isteksiz davranıyordu. Bunlar partideki küskünlerdi… 

Vekiller, ortaya karışık menünün içindeki telkin, korku, baskı, rica ve tavsiyeleri oracıkta hemencecik sindirdiler ve gelecek siyasi yaşamlarını riske atmamayı tercih ettiler…

Hiçbirinin bu korkulu tatsız yemekten gıkı çıkmadı…

Ersin Tatar’ı öyle isteksizce değil, aktif biçimde desteklemeleri garantisini verdiler…

Mükâfatlarını da zaman içinde aldılar…

Ünal Üstel, Başbakan yapıldı. Hem de parti başkanı olmadan…

İzlem Gürçağ, bakan yapıldı…

Resmiye Canaltay, bakan yapıldı…

Sunat Atun bakan yapıldı…

Hasan Taçoy bakan yapıldı…

Aralarında olan bir kişi ise cezalandırıldı…

Faiz Sucuoğlu, parti tabanının tüm desteğine rağmen Başbakan yaptırılmadı…

Çünkü Ankara’dakiler, bu yemeği onun sızdırdığına inanıyorlar…

Tabii, Beyaz Evdeki yemek ortaya çıkınca, seçimlere yapılan bu açık müdahale ortalığı karıştırdı…

Kimisi; tarihe kara bir not dedi…

Kimisi utanç randevusu dedi…

Kimisi ahlak dışı randevu diye feryat etti…

Beyaz Ev kirletilmişti…

Gazeteci Ali Kişmir, Beyaz Ev için siyasetimizi getirdiği konum açıkçası “genel ev’dir" diye yazmıştı. 

Aleyhine Güvenlik Kuvvetleri'nin manevi şahsiyetini tahkir (onur kırma) ve tezyif (küçümseme) ettiği iddiası ile polis tarafından dava okundu ve 10 yıla kadar hapsi istendi. 

Bu yazı arkasından Türkiye’ye sokulmayan Ali Kişmir’in Askeri Mahkeme’de yargılanması söz konusu…

***
Tabii tüm bunlar yetmedi… 

Ankara daha fazlasını talep ediyor…

Son yazılarımda anlattığım, üç ayrı yasada değişiklik yapılması için, üstelik ortada hükümetin olmadığı bir dönemde, alelacele Meclis’e tasarılar sevk edildi. Muğlak ifadelerle gazeteciler için yeni suç ve cezalar tarif edildi. 

TC ve KKTC Cumhurbaşkanları için “soğukluk yaratılmasını kışkırtmak” diye bir suç icat edildi. Bu yüzden geçen hafta Meclis’te çok gergin saatler yaşandı. Sonunda tasarılarla ilgili ivedilik talebi geri çekildi. 
Ancak önümüzdeki günlerde her an tasarılar yeniden oylanarak komiteye havale edilebilir. 

Bu yüzden gazeteci örgütleri ayakta… 

Sokak eylemleri yanında Meclis önünde çadır kurarak nöbet tutuyorlar. Öte yandan muhalif partiler ve sendikalar sokaklarda eylemler başlattı.

Ekonomik sıkıntılar, enflasyon, Türk parasının değer kaybı ortalığı kasıp kavururken, KKTC’de enflasyon TC’nin en az 20 puan üzerinde seyrederken, Ankara ve Tatar’ın bir an önce gazetecilerin hapse atılması üzerinde anlaştıkları görülüyor…

***
İşte tam da bu gergin ortamda, Beyaz Ev yeniden gündemin ilk sırasına oturdu…

Beyaz Ev’in siyasette müdahale mekânı olarak kullanılmasını reddeden kesimlere yeni bir meydan okuma değil midir bu?

Çavuşoğlu, “utanç randevusu” olarak nitelendirilen ve kendi memuruna yaptırdığı seçim müdahalesi mekânından Kıbrıslı Türklere yeni gözdağı mı vermek istiyor?

Bir rövanş mantığıyla mı hareket ediyor?

Ne demek askeri tesisleri siyasal amaçlarla kullanmak?

Oradan ülkeye korku salmak?

AKP’nin buradaki askeri makamları ve mekânları, siyasetin içine çekmesi kabul edilemez. 

74’ten beridir sivillerin giremediği bir mekândan yandaş sivil örgütlerle ne yapmaya çalışıyor?
Ne yazıktır ki Çavuşoğlu’nun toplumda yeni gerginlikler yaratacak olan bu ziyareti provokatif bir niyet taşıyor…

Kıbrıslı Türkler’in hassasiyetlerine birazcık saygı talep edersek, çok şey mi istemiş oluruz?


NOT: Bu yazı, Pazar günü Beyaz Ev toplantısı başlamadan yazıldı.
 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.